
Hamarat bir firma
Fom Grup adlı şirket 2004 yılının kasım ayında kuruluyor. Henüz 1 yaşını doldurmamış. Doğal olarak hiçbir tarihi eser projesi yapmamış. Ancak henüz bir yaşını bitirmeyen bu şirket peş peşe İstanbul'un dev tarihi yapılarının rölöve ve onarım işini alıyor. Aralık - mayıs arası 6 ayda aldıkları işleri sıralayalım:
- Süleymaniye Camii ve Külliyesi
- Sultanahmet Camii ve Külliyesi
- Eminönü Yeni Camii ve Külliyesi
- Beyazıt Camii ve Külliyesi
- Fatih Camii ve Külliyesi
- Aksaray Valide Camii ve Külliyesi
- Nuru Osmaniye Camii ve Külliyesi
- Piyale Paşa Camii ve Külliyesi
- Üsküdar Mihrimah Sultan Camii ve Külliyesi vb...
Şirkette Proje Yürütücüsü olarak görev almış Mimar İlknur Çete ile konuştuk...
- Ben Fatih Camii projesinde görevliydim ama çok fazla sayıda iş yüklenilmesi üzerine bu kadar işin altından kalkılamayacağı için şirketten ayrıldım, dedi...
Daha da ilginç olanı... Bu işlerin sözü geçen Fom Grup'a ihalesiz verildiği söylentisidir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne soralım:
- Deneyimi olmayan bir firmaya uzmanlık ve deneyim isteyen trilyonluk işler verilmesinin mantığı ve gerekçesi nedir?
- Bu işler ihaleli mi verilmiştir, ihalesiz mi? İhalesiz ise neden ve nasıl?
Yanıtları bekliyoruz...
IMF, bazı yeni ödevler verdikten sonra Ankara'dan ayrılmış.
Bunların bizi mezun etmeye niyeti yok galiba...
Haldun Ertem
Mecburi doktor
Erhan Merdanoğlu, "Doktorlar Doğuya" sloganı ile başlatılan "mecburi hizmet" uygulaması üzerinde küçük bir hesap yürütüyor. Ve sonucu özetliyor:
- Sene kaybı olmadan liseyi bitirme yaşı 18... 6 yıllık tıp fakültesi sınıfta hiç kalmadan biterse yaş olur 25...
Eğer doktorumuz Tıpta Uzmanlık Sınavı'nı ilk seferinde kazanırsa en az 5 yıl ihtisas yapar; Yaş 30...
2 yıl tabiplik 2 yıl uzmanlık için mecburi hizmet; Eder 34... En az 1 yıl askerlik: Yaş 35... Yolun yarısı eder...
Öğrenciye kazık
Gencimiz, 1999 yılında Hacettepe Üniversitesi İngilizce Mütercimlik Bölümü'ne giriyor... Sınav başarısı nedeniyle burs ve krediye hak kazanıyor. 4 yıl süreyle toplam 2.857 YTL burs ve kredi veren devlet, mezuniyet sonrası kendisine 4. 763 YTL borç çıkarıyor. Uygulanan faiz yüzde 60'ın üzerinde... Geri ödeme nasıl mı yapılacak? 2 yıllık bir sürede 3 ayda bir 562 YTL ödenerek... Trilyonluk vergi borçlarını bir kalemde silen devlet, ihtiyaç dolayısıyla burs almış öğrenciyi işte böyle sıkıştırıyor. Hiç değilse ödeme süresi uzatılsa... Olmaz mı?
Acı deklarasyon
Rahmetli Eşref Şefik, radyoda Apti ile Fernandez arasındaki boks maçını anlatırdı:
- Apti'nin sağı, Apti'nin solu, Apti'nin kroşesi, Apti'nin aparkatı, Fernandez'in solu, Apti nakavt..." Aynen bizim Kıbrıs serüveni gibi. Dün gazetelerde başlık:
"Rumların dediği oldu"
Medyamız sürekli Erdoğan - Gül ikilisinin başarılı yumruklarını duyururken birden nakavt oluverdik. Neden? Çünkü baştan beri yapılan hatalar başarı gibi gösteriliyordu da ondan.
6 Ekim 2004 tarihindeki İlerleme Raporunda Kıbrıs'ı tanımamız isteniyor, limanları açmamız gerektiği kaydediliyordu. Ne var ki Başbakan rapora "Dengeli ve olumlu" deyince gerisi ıskalandı.
17 Aralık Brüksel zirvesinde AB Rumlarla uyum protokolünü 3 Ekim'den önce imzalamamız için dayattı. Hükümet dayatmayı kabul etti. Taahhüdün ancak Kıbrıs sorunu çözüme kavuşturulduğunda geçerli olacağını belirtse durumu kurtarırdı, yapamadı.
25 Nisan'daki "Katılım Ortaklığı Belgesi"nde Kıbrıs'ı tanımamız tekrar isteniyordu. Görmezden gelindi.
Ek Protokol'e, "Kıbrıs'ı tanımayız" diye hükümsüz bir deklarasyon eklendi. Nitekim AB önceki gün karşı deklarasyonla bizim deklarasyonu reddetti.
Karşı deklarasyonda Rum kesimini tanımamız, havaalanı ve limanlarımızı açmamız isteniyor. Açıkça söylenen; Kıbrıs'ı tanıyıp KKTC'yi feda etmezsek AB müzakereleri yürümeyecektir...
Hükümetin peş peşe hataları Türkiye'yi "Ya Kıbrıs ya AB" yol ağzına getirdi. Ama bunlar AB, Yunanistan ve Rumlardan alkış alan hatalar. Çünkü Kıbrıs'ın satışını Türk halkına kabul ettirmek daha kolay hale getirildi. İş çevreleri "Kıbrıs yüzünden AB'yi feda etmeyelim" demeye başladı bile... Başta Onur Öymen olmak üzere CHP sözcüleri bugünlere gelineceğini hep söylediler, ama kimse dinlemedi. 70 milyonluk Türkiye, 700 bin nüfuslu Kıbrıs karşısında hezimete uğradı...
Ali Emeç not göndermiş... Diyor ki: "İbadet gizlidir, o yüzden Beşiktaş Fenerbahçe maçının hakemi Fırat Aydınus'un tam maç başlayacakken milyonların gözü önünde dua etmesini yadırgadım. Acaba duasını soyunma odasında yapamaz mıydı?
m.asik@milliyet.com.tr